Navigation Menu
George Edward Moore (1873-1958)

George Edward Moore (1873-1958)

George Edward Moore (1873-1958)

 4 Kasım 1873 -24 Ekim 1958

Doğum: Upper Norwood, Londra, Birleşik Krallık – Ölüm: Cambridge, Birleşik Krallık

 

898’de Tirinity College’da akademi üyesi ünvanı aldı.1925 – 1939 yılları arasında, Cambridge Üniversitesi’nde zihin felsefesi ve mantık profesörü olarak akademik çalışmalarını sürdürdü.

Gottlob Frege, Bertrand Russell ve Ludwig Wittgenstein ile birlikte, adı analitik felsefe geleneğinin kurucuları arasında yer alır.

Sağduyuya Dayalı Felsefe

Moore’a göre, sağduyuya dayalı önermeler (Tanrı ve Evren hakkındaki önermeler gibi), felsefeye başlamak için varsayılan önermelerdir.

Moore’un mücadele ettiği ve karşı çıktığı felsefe geleneği, söz konusu sağduyuya dayalı önermeleri sorgulayan bir tür idealist felsefedir.

Dış Dünyanın Varlığı Sorunu

Moore’un çözmeye çalıştığı sorun şu biçimde ifade edilebilir: Dış dünyayla ilgili bilgimiz, duyumlara ve duyumsal deneyimlere dayanır. Ancak duyusal deneyimler, algılayanın bilincinde ortaya çıkan özel olaylardır. Buna karşılık bizim dış dünyayla ilgili bilgimiz, kamusal olarak diğer algılayanlar için de mevcut olan nesnelere ilişkin bir bilgidir. Dolayısıyla, duyusal deneyimin özelliği (kişiye özel olması) ile bu özel kanıta dayalı olarak sahip olduğumuz bilginin kamusallığı  arasında bir boşluk (bir uçurum) bulunmaktadır. Bu boşluk nasıl aşılacaktır?

Ahlâk Felsefesi

Moore, Principa Ethica adlı eserinde, ahlâk felsefesinde doğalcı yaklaşımlara karşı çıkar ve kendisinden sonra gelen meta-etik tartışmalarında belirleyici olur.

Moore, felsefî kanıtlamaların, kendisinin doğalcı yanılsama olarak adlandırdığı bir sorunla malul olduğunu ifade eder. Bu sorunun kaynağında, bir terimin belli bir kanıtlama dâhilindeki kullanımının, söz konusu terimin tanımı ile karıştırılması yatar. Örneğin, “iyi” için örneklenen bir durumun “iyi” sözcüğüne dair bir tanım olmadığı halde tanımmış gibi algılanması…

Bir özellik olarak “iyi”, Moore’a göre tanımlanamaz. Sadece ne olduğu gösterilebilir ve bu gösterme üzerinden kavranılabilir.

Moore’un “iyi”nin tanımlanamaz olduğuna dair kanıtlaması, genellikle açık soru kanıtlaması olarak anılır.

Sonuç olarak “iyi”yi diğer sözcükleri kullanarak tanımlayamayız.

Değer, “güzelliğin farkına varan bilinç”te ortaya çıkar. Bu nedenle Moore, bir bütünün değerinin onu oluşturan parçaların toplamından fazla olduğunu savunur. Moore’un değerlere yönelik bu görüşü, organik bütün yaklaşımı olarak anılır.

Moore Paradoksu

“Yağmur yağıyor ama ben yağmur yağdığına inanmıyorum.”

Kaynak: Çağdaş Felsefe I- Yrd. Doç. Dr. Ahmet Ayhan Çitil