Navigation Menu
Alexander Gottlieb Baumgarten (1774-1762)

Alexander Gottlieb Baumgarten (1774-1762)

Alexander Gottlieb Baumgarten 

 17 Temmuz 1714-27 Mayıs 1762

Doğum: Berlin, Almanya – Ölüm: Frankfurt (Oder), Almanya

Alman filozofu. 17 temmuz 1714’te Berlin’de doğdu; 26 mart 1762’de Oder üzerindeki Frankfurt’ta öldü. Halle’de Tanrıbilim ve felsefe okudu, okuttu. 1738’de Frankfurt Üniversitesine profesör oldu. Bir taraftan Latin şiir ve belligatini okuturken diğer taraftan da Wolf felsefesini inceleyen genç Baumgarten, daha yirmi bir yaşındayken 1735 eylülünde doktora tezi olarak Meditationes Philosophieoe de Nonnullis ad Poeme Pertinentibus (Hane, Magdeburgicae, 1735) adlı eserini yazdı. Bu eseri, B. Croce, 1900’de Napoli’de yeniden bastırdı.

Baumgarten, bağımsız ve ayrı bir bilim adı olarak ‘Estetik’ sözcüğünü kullandı. Kendisine profesörlük kürsüsünü sağlayan Esthetiea adındaki bu eseridir ki, birinci cildi 1750’de, ikincisi 1758’de basılmış, fakat hastalığı ve ölümü yüzünden eser yarım kalmıştır. Baumgarten, doğrudan doğruya Leipniz ve Wolf’un çırağıdır. ‘Monadoloji’ ve ‘Ezeli Ahenk’e, Wolf’tan fazla bağlıdır. Yalnız Baumgarten, bu hipotezi fiziksel akımla (influx) uzlaştırmaya çalışmak suretiyle çelişikliğe düşmüştür. Onun felsefeye yaptığı hizmet, ‘güzel’ teorisini felsefi bilimlerden ilk kez ayırmış olmasıdır. Bir ayrı bilim olarak ileri sürdüğü ‘Estetik’in planını çizmiş ve başlıca kısımlarını açıklamaya çalışmıştır. Wolf, felsefeyi iki bölüme ayırmıştır:

1. Teorik felsefe, ki bunda mantık ve metafizikle bunun kısımlarını teşkil eden ontolo­ji, kozmoloji, psikoloji ve doğal Tanrıbilim vardır. 2. Pratik felsefe, ki bu, ahlak, doğal hukuk, politika ve ekonomiden ibarettir. Baumgarten, bu sistemde bir açıklık olduğuna inanır. Ona
göre, insan bilgisi, bilgiden az çok kaçan algılarla bilginin açık ve seçik bir surette yakalayabildiği tam algıdan (aperception) oluşmuştur.

Aesthetica by Alexander Gottlieb ile ilgili görsel sonucuMantık, sadece bu tam algıyla uğraşır. Şu halde birincisiyle özel olarak uğraşan ayrı bir bilime ihtiyaç vardır. Yani, bir ‘Estetik’, bir ‘Aşağı Mantık’, bir ‘Duyum Teorisi’ veya ‘Duyumsal Bilgi Teorisi’ lazımdır. Bundan sonra da Baumgarten, insan ruhunda konusunu, belirsiz algıları kaplayan sezgi, duyulur sezgi (intuition sensible), bir duysal hafıza (memoire sensitive), bir hayal gücü, bir yargılama fakültesi teşkil eden bir ‘Aşağı Akıl’ kabul eder. Bize tam algı üzerine kurulmuş mantıksal bilgiyi veren fakültelerin hepsine, duyumların bilimsel bilgilerini veren birtakım benzer fakülteleri, daha aşağı bir sırada olmak üzere karşı koyar. Baumgarten, estetiği ‘duyumsal bilgiler bilimi’ olarak tanımlar. Bu duyumlar, bilginin konusu ise, eskilerin zihinsel (mental) olanlardan özenerek ayırt ettikleri duyumsal olgulardır (Meditationes Philosophieoe de Nonnullis ad Poeme Pertinentibus 28, 1 16).

‘Mantık’ gerçeğe; ‘Estetik’ ise, güzelliğe bağlıdır; ve bunun konuları bütün sanatları kapsar. Bunu psikoloji ile karıştırmamalıdır. Este­tik, bağımsız bir bilimdir ki, duyulur bilginin kurallarını verir (adı geçen eser, 1 15). ‘Güzel’ ise, duyulur bilginin yetkinliğidir (perfection). Bunun karşıtı, yetkin olmamak ve çirkinliktir (Esthetiea, 1 4). ‘Güzel’, tözel (substentiel) bir algıya bağlı olarak duyularla algılanır: Ve bu algının arkasında ancak belirsiz bir tasarım bırakır. Bu suretle adeta ‘güzel’j cisimlendiren Baumgarten, onu ‘doğru’ ve ‘iyi’ gibi yetkinliklerden ayınr. Ona göre ‘doğru’, algıcın (entendement) bizi peşinden koşturduğu saf bilginin konusudur. ‘İyi’ ise, kendisine irademizin yöneldiği şeydir. ‘Güze!’, bir yetkinlik şekli olduğu için, ilke bakımından doğru ve iyi ile özdeştir. Onlardan farkı, sadece kendilerini tanımamız bakımındandır. Denebilir ki, güzel ve iyi, algıcın doğru şeklinde gözükür. Güzel ve doğru, irade için iyi; doğruyla iyi ise, duyulan algı için güzeldir; öten kuşun kulak için ses’ten, göz için renkler ve şekillerden başka bir şey olmadığı gibi.
Baumgarten, ‘yetkin’i, genel olarak, “bir şeyin kendi kavramıyle uygunluğu” diye tanımlar; ve bir nesnenin güzelliğini, kendini meydana
getiren bütün kısımlarla birlikte gösterdiği ahenkten ibaret görür ve evreni madde ile ruh arasındaki öncel düzenin bir ürünü
sayar: Leibniz’in görüşünden hareket ederek doğayı, yetkinliğin en yüksek bir cisimlenmesini (incarnation) gibi kabul eder ve doğayı taklit etmeyi en yüksek bir amaç, hatta sanatçılara teklif edilebilecek olan tek amaç sayar. Baumgarten, duyulur bilgiyi, maddelerin ve nesnelerin bilgisinden çıkarır. Bu suretle çirkin şeylerin güzel ve güzel şeylerin çirkin düşünülebileceğine inanır (adı geçen eser, 18). Ona göre, şairce tasarımlar, karışık veya hayal gücüyle ilgili tasarımlardır. Seçiklik, yani zihne uygunluk, şiiri ilgilemez. Bireyler ise, yüksek bir surette şiiri ilgiler. Hayaller ve duygularla ilgili olan şeyler de şiirle ilgilidir. Duyulan ve hayal edilen tasarımların yargısı 􀵭zevk’tir (gout) (Meditations, 92).

Özet olarak Alman bilginlerine göre Baumgarten,  ‘Estetik’in babasıdır. Güzel’in doğru ve iyiden farkını kavramış ve kendinden sonra
gelen estetikçilere yol göstermiştir. Her ne kadar Kant da, Salt Aklın Eleştirimi adlı eserinde ‘Estetik’ teriminden söz etmişse de o, bu sözcüğü, duyarlıkla duyuları incelemek için kullanmıştır; diğer bazı bilginler, kendisine değer vermekle birlikte ‘Estetik’i, onun kurmadığını iddia ederler. Gerçekte de bu bilimi kuran Eflatun’dur. Yalnız bu filozof, ‘Estetik’ adını koymuş değildir. Efiatun, Phedre ve Hippeas’ında ‘güzel’le ‘iyi’yi karıştırmışsa da, Baumgarten, ‘güzel’in ayrı bir inceleme konusu olduğunu, bu konuyla
uğraşmış olan bütün filozofları ve daha çok WoIf’un öğrencilerini çok geride bırakacak kadar derin çözümlemelerle ispat etmiştir. Hatta
Baumgarten’in bu bilime vermiş olduğu ad’a da itiraz ederler. Çünkü o, ‘güzel’i duyulara hitap eden nesnelerin bir niteliği saydığından
ve ‘güzel’i bir bulanık (confus) algıya, yani duyguya (sentiment) dönüştürdüğü içindir ki, bu bilime ‘Estetik’ adını vermiştir. Wolf’un sisteminde açıklık (cIarh􀗼) ancak mantığı ilgileyen düşüncelerde var olabilir. Şu halde güzel duygusu, sabit kurallarla sınırlanmaya elverişli değildir. WoIf’un şekilciliğinden (formalisme) kurtulmadığı içindir ki Baumgarten, ‘güzel’in gerçek niteliğini ve bunu temsil eden bilimin sınırlarını çizememiştir. Hayal gücüyle zihni, bulanık bilgiyle 􀵮eçik bilgiyi açık olarak ayırt edememiş, estetik gerçekleri, ne tamamıyle doğru, ne de tamamıyle yanlış saymış, belki onun gerçeğimsi (vraissemblable) olduğunu ileri sürmüştür. Şiir fakültesini açıklamakta da bazı yanılmalara düşmüştür. Baumgarten, estetiği, ilkçağ retoriğine bağlamış; yeni bir bili’m olarak koyduğu yeni ad’a rağmen, Aris­to, Çiçeron, Zenon . . . vb. nın eski düşüncelerinden kurtulamamıştır (B. Croce, Esthetique, Paris, 1904, Fransızca çevirisi H. Bigot, s. 208- 2 16).

Baumgarten, Wolf’un ahlak felsefesine uyguladığı yetkinlik düşüncesini değiştirmek suretiyle ‘Estetik’e uygulamıştır. Yani, güzel’i iyi’
den tam olarak ayıramadığı için, bu iki bilimi birbiriyle karıştıran eski yanılmalardan da kurtulamamıştır; ve düştüğü çelişmelerden
kurtulmak için ileri sürdüğü düşünceler yüzünden çeşitli çıkmazlara girmiştir. Baumgarten’in ardılları, kendisinin karışık düşüncelerini anlaşılır bir duruma getirebilmek için öyle düşüncelere baş vurdular ki, ‘Estetik’ten tinsel (spirituel) güzellik uzaklaştınImış
ve bu bilim, yalnız duyulur (sensible) güzellikle uğraşan bir bilgi halini almıştır. Bütün şu eleştirilere rağmen Baumgarten’ın teo­
risi büsbütün değersiz değildir. Onun ‘Estetik’ tarihinde özel bir yeri vardır. İleri sürdüğü düşüncelerle, sanatçının akli kurallardan ayrılarak yaratıcı faaliyetine bir bağımsızlık kazandırmaya hizmet ettiği gibi, bir hayli yeni terim icat ederek Alman felsefe dilinin genişle­ mesine de hizmet etmiştir. Onun koyduğu terimleri daha sonra Kant da kullanmıştır. İlk kez Leibniz’de görülen öznel (subjectif) ve nesnel (objectif) sözcüklerini felsefeye mal eden Baumgarten’dir.

Adı geçen eserlerinden başka:

Estetik,

De NonniIlis ad Poema Pertinentibus (Halle, 1 735),

Methaphysica (Halle, 1 739) (Bin paragrafı kapsayan bu eseri, birçok filozoflardan başka Kant da derslerinde bir elkitabı olarak kullandı) ,

Ethica Philosophica (Halle, 1 740) ,

Initia Philosophioe Praticoe Primoe ( 1760),

Acroasis Logica in Chr. Wolf (Halle- 1 765),

Ölümünden sonra öğrencileri, Philosophia Generalis cum Dissertatione Prooemiali de Dubitatione et Certitudine (Haııe – 1770) ve jus Naturae (HaIIe, 1 765) adında iki eserini bastırmışlardır,

Sciographia Encylop., Ph ii., (1769). B k z . Meier, Baumgarıen’ı Leben (1763),. Th. Abbt, Baumgarten’ı Leben und Charakler ( 1 765) ; H. G. Meyer, Leibniız und Baumgarten’ı alı Begrun. der Deutchen Aeıthıik ( 1 8 74) ; J. Schimidt, Leibnitz ımd B(Jumgarten ein Bejtrag zur Geıch. der Deutıchen Aeıthetik ( 1 8 7 5 ) ; Max Scheiler, Aeııhetik alı Philoıophie deı Schönen und der Kum (1 872) ; Fr. Th. Vischer. Aeııhetjk, Oder IViHechafl deı Schönen ( 1 8 4 6’dan 1 85 8’e kadar) ; Robert Zimmermann, Geıch. der Aeııhe/ik alı Philoıophiıcher iv iHenıchafı ( 1 8 5 8) ; Ed. Zeller, Geıchichle der Deuıchen Philoıophie ıeif Leibniız ( 1 8 7 3 ) ; Kuno Fischer, Geıch. der Neuren Philoıophie (c. II, 1 8 67) ; E. Bergmann’ın Alman Bııetiğinin Baumgarten ve Me;er Tarafmdan KuruImaJı ( 1 9 1 1 ) ve Platner’in XVIII. Yüzyılın Sanat Felsefesi (Leipzig, 191 3) adlı eseri; H. G. Petess, Die .1ılhetik (Leipzig, 1 934).