Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/felsefeatlasi/public_html/wp-includes/pomo/plural-forms.php on line 210
Albert Einstein (1879-1955) | Felsefe Atlası
Navigation Menu
Albert Einstein (1879-1955)

Albert Einstein (1879-1955)

Albert Einstein 

(14 Mart 1879- 18 Nisan 1955)

(Doğum: Ulm, Almanya – Ölüm: Princeton, New Jersey, ABD)

Alman fizikçilerinden, matematikçi astronom ve filozof. 14 mart 1879’da Ulm’de doğdu, 18 nisan 1955’te öldü. Soy itibarıyle Yahudidir. İsviçre’de okudu. 1894’ten itibaren orada kaldı. 1909’da Zürich Üniversitesinde, 1912’de aynı şehrin Politeknik Enstitüsünde profesör ve 1913’te Berlin Bilimler Akademisine üye oldu. 1927’de Fizik Nobel Mükafatını kazandı.1933’te New Jersey’ de Princeton Üniversitesine profesör, daha sonra da, modern metafiziğe derin etkiler yapmış olan bağıntıcı görüşlerini okutmak üzere Kudüs Üniversitesine geçti. II.Dünya Savaşında, Hitler’in ırkçı politikası yüzünden Almanya’yı terk ederek Amerika’ya göç etmek zorunda kalmıştı. Einstein’ın getirdiği yeni fikirler, ‘Genel Bağıntıcılık’ adıyle fizik ve astronomideki klasik ve geleneksel teorileri yıkan bir görüştür. Bu görüş, niteliği itibarıyle yalnız bu iki bilimi ilgilerse de, sonuçları bakımından felsefeyi de ilgiler.einstein ile ilgili görsel sonucu

Onun teorisini şöyle özetleyebiliriz: Eski Yunanlılar, uzayı, Öklid’in anladığı gibi, iki boyutlu bir düzlem veya içi boş bir zarf olarak tasarlamışlar, Ga1i1ee ve Newton da, böyle anlaşılmış olan şekilsiz ve boş uzayı, içinde biriken madde ve akıp giden olaylarla ilgisiz, adeta mutlak bir boşluk gibi kabul etmişlerdi. Bu nedenle fizikçiler, uzay ve zamanın ‘mutlak’, fakat bunlar içinde baş gösteren hareketin ‘bağıntılı’ olduğunu ileri sürdüler. Yani, hareket halinde bulunan bir insanla, hareket etmeyen bir insanın, atılmış olan bir taşın  düşerken izlediği yönü aynı görmeyeceklerini, birincisinin bu yönü düşey (vertical) göreceği bu hareketi, ikincisinin parabol olarak göreceğini iddia etmişlerdi. Kant da bütün klasik mekanikçiler gibi, zaman ve uzayı birbirine uymayan  iki kavram saymıştı. Bu itibarla cisim, Öklid uzayı içinde değişmez ve kendi hareketleriyle ilgisi olmayan bağımsız bir gerçeklik oluyor, zaman da uzayın her noktasında özdeş olan bir gerçeklik sayılıyordu. Nihayet Lorentzqe, hareket etmeyen bır esir kabul etmiş ve yeryüzünün hareketini esirle olan ilişkisine göre açıklamıştı. Bu bilgin, elektromanyetizm kanunlarını matematik bakımından yorumlayarak bu kanunları ifade eden denklemlerden, bir cismin ötelenme (translation) hareketleri yönünde birer kasılmaya (contraction) tutulacaklarını iddia ederek bir ‘yersel zaman’ (temps lo cal) kavramına ulaşmış, yani, uzayın her noktasına göre, bu kanunların bağıntılı olacakları sonucuna varmıştı. Bu nedenle, her ikisi de birbirine nazaran hareket halinde bulunan iki gözetmen için bir aynı boyut başka başka olacak, yani, bir aynı uzunluk aynı ölçüye sahip olamayacaktır.


XX. yüzyılın başlangıcında ışının yayılmasına dair yapılan deneyler, Einstein’a bu görüşleri yıkan yeni bir teori ilham etti. Einstein, uzamla uzay ın da hareket ve boyut gibi bağıntılı olacağını, bunların birbirinden ayrı olarak tanımlanamayacaklarını anladı. Bu suretle mekaniğin bağıntıcılığını fiziğe de uygulamış oldu. Bu nedenle, birbirine nazaran hareket halinde bulunan iki gözetmen, cisimlerin boyutlarını, hareketleri yüzünden başka başka görmezler, fakat zaman, bu iki gözetmen için de aynı olmadığından,
farklı görürler. Einstein, bu suretle harekete ait olan bağıntıyı, zaman ve uzaya, dolayısıyle de çekim (atraction) varsayımına
uygulamak suretiyle genel bağıntıcılığı kurmuş oldu. Einstein’a göre, iki bağıntıcılık vardır: Biri ‘dar bağıntıcılık’tır ki, buna göre, fizik
olaylarının kanunları, tek düzenli (uniforme) öteleme hareketleri içinde bulunan başka başka gözetmenler zümresi için aynı olacaktır;
bunda, zaman ve uzayın değeri hıza göre değişecektir. Bir de ‘genel bağıntıcılık’ vardır ki, bu, hızla zaman ve uzay arasındaki oranın çekime uygulanmasından çıkar. Biz, ışın hızını aşacak bir hıza sahip olmadığımız için, çekim, aralıklı ve ani bir eylem değildir. Uzay adeta Riemann’ın ‘küre uzayı’ gibi düşünüldüğünden, eğridir; yani çekim, evrende bulunan gizli bir kuvvetin ürünü değil, belki evrenin geometrik bir özelliğinin ürünüdür. Bu bakımdan olan uzay, sonsuz değildir, fakat ‘sınırsız’ dır (illimite). Fizik, uzayın eğriliği (courbure), yıldız kütlelerinin dağılışına (repartition) göre değişir. Bu nedenle böyle bir uzay da her hareket başladığı yere dönmüş olur ki, enerjinin  sakımı ilkesini ancak böyle anlaşılmış olan ve adeta Descartes’ınki gibi kapalı, fakat daha esnek ve dolu olan bir evrende, olaylarla yüklü bir zamanda açıklanabilir. Zira Einstein’a görı;, mutlak, yani kendi içinde olan madde ve olaylarla ilgisi olmayan bir uzay ve zaman yoktur.

Uzay, (uzay+madde+zaman) toplamından ibaret olan bir fizik gerçekliktir ve bunlar, birbirlerinden ayrılamazlar. Bu nedenle Einstein’a
göre, iki olayın zamandaşlığına (simultaneite) da olanak yoktur. Yani, örneğin, yeryüzünün belli bir noktasında bulunan bir gözetmenin, yine yeryüzü üzerinde kendinden eşit uzaklıkta bulunan iki noktada meydana gelen iki olaydan elektromanyetik işaretlerle bir anda haber alabildiğini farz etsek, bir gezegende bulunan herhangi bir gözetmenin bu iki olayı aynı zaman içinde bir arada (coincidence) olarak hissedebilmesi için, yeryüzündeki gözetmene tam düzey bir noktada bulunması lazımdır. Fakat bu gözetmen, gezegenle birlikte hareket ettiği, yani yer değiştirdiği takdirde, bu iki olay bir arada olmayacaktır. Bu bakımdan zaman da tamamıyle bağıntılı olacaktır.

Einstein’ın bağıntıcılığından klasik fizik ve mekaniği n adeta geleneksel olan birçok bilgileri değerlerini değiştirmektedir. Bu doktrine göre, artık esir yoktur; cisimlerin kitleleri, hızın fonksiyonuna göre değişiktir, enerjinin de eylemsizlik ilkesine bağlı olduğu kabul edilir, bu nedenle enerjinin kitlesi vardır ve cismin kitlesi, sahip olduğu enerjiyle orantılıdır. Bu nedenden enerji, tartılabilir . Zira, güneşe yakın olan yıldızların IŞInı güneşin çekimine tutulmaktadır, bundan da enerjide maddenin bütün özellikleri vardır sonucu çıkar.Şu kısa açıklamalar da gösterir ki, Einstein, dış alem sorununda gerçekçiliğe yaklaşmaktadır.Bilgi sorununda ise, zaman ve uzayın öznel değerlerini değiştirerek Kant’a karşı bunların nesnel gerçekliklerini savunmaktadır. Einstein, hiç bir zaman felsefi bir amaçla bu konularıincelemiş değildir. Fakat, H. Cohn’in(1842-1918) kurduğu Marburg Okuluna bağlı felsefesi mensupları, onun teorilerinden kendi görüşlerini kuvvetlendiren önemli öğeler keşfetmeye çalışmışlardır. Einstein, sosyal sorunlara dair de bazı düşündüklerini bir sosyolog gibi değil, çağımızın büyük bir düşünürü olarak, fıkralar ve makaleler biçiminde yayınlamıştır. Bilimin politikaya alet olmamasını, yeni büyük keşif Ye buluşların uygarlığı yıkmaya değil, insanlığı mutluluğa kavuşturmaya hizmet etmesini isteyen Einstein’da aıicenap bir insanseverliğin gayreti dalgalanır. “Dinsiz bilim topal, bilimsiz din, kördür” diyen Einstein’ın dinden ne anladığını kavramak zor değildir.

Başlıca eserlerinin Fransızcaları şunlardır,  Comment je Vois le Monde (Bu eserin geniş bir özetini H. Ziya Ülken- XX. Asır Filozofları adlı eserinde vermiştir, s. 3 12-320),  Les Fondements de la TFıeorie de Relativite Generale, Theorie Unitaire de la Gravitation et de l’Electridle, Sur la Slructure Cosmologique de l’Espace, La Geometrie et l’Experience, Sur le Probleme Cosmologique, TMorie de la Gravitation Generalisee, Conceptions Scientifiques Morales et Sodales, L’Evolution des ldees en Physique, Des Premiers Concept aux Theories de la Relativite et de Quanta, Epicure Doctrines et Maximes,

Einstein’ın en önemli eserlerinin asıl adları şunlardır, Die Grundlage der Allgemeinen Relativitiitstheorie (1916), On the Method of
Theoretical Physics ( 1933), Zur Elektrodynamik  Bewegter Körper (1904) , Theorie der Brownscheln Bewegungen ( 1 922) ; Über die Spezielle und Allgem. Relativitiils Theorie (14. baskı 1922), Lebenseriennerungen ( 1952),

Einstein’ın hareket halindeki cisimlerde elektrodinamiğe dair ve esirle bağıntıcılık hakkında da ayrı eserleri vardır. Princeton Üniversitesinde verdiği, bağıntıcılığa dair dört konferansı da basılmıştır. Bu eserlerin hemen hepsini, Morice
Solovine Fransızcaya cevirmiştir. B k z . A. Adnan Adıvar, llim ve Din (cil e 2, s .1 5 1 · 1 7 9 , 1 93 – 1 94 , 2 1 2 , 2 1 9-22 1 ) ; H . Ziya Ülken, (s. 3 1 2·320); Lucien Fabr<;ı La Theorie d’Eimtein;Rougier, La Matihe et l’Energie; Langevin, l’Evolution de l’Espace (Rev. Metaphy. 1 9 1 1 , s. 4 5 5 -466) ; Ph. Frank, E. Sein Leben lt. Seine Zeit ( 1 949) ; Aliocra, il Relatil’ismo, L’ldealismo e la Teoria di Einstein ( 1 948) ; 1. Bameee, Eimtein und das Un;verSflm( 1 950).

 

 

Cemil Sena- Filozoflar Ansiklopedisi