Navigation Menu

Demokritos (MÖ 460-370)

Doğum ve Ölüm: Abdera- Yunanistan

Anaxagoras’ın felsefe tarihindeki önemi, âlemin oluşmasında teleolojik görüşü ilk defa ortaya atmış olmasından ileri geliyordu, Bunun tam zıddı olan görüşü de ilk defa Demokritos ortaya attı. Demokritos, Leukippes adlı bir filozofun öğrencisi olmuştur. Söylendiğine göre, Leukippos, aslen Milet’li imiş, oldukça genç bir yaşta Elea’- ya gelmiş ve sonraları Trakya’da, Abdera şehrinde mektebini kurmuştur.

Demokritos, Leukippos’un mektebini kurduğu bu Abdera şehrinde doğmuş ve Leukippos’un mektebine devam etmiştir. İlk Çağ literatüründe, Demokritos’la Leukippos’un, düşünce ve eserleri birbirinden ayrılmaz. Her vakit, Leukippos, Demokritos nazariyesinden söz edilir. Bununla birlikte, Demokritos’un hocasını, kat kat aşmış olduğu da muhakkaktır.

Leukippos ve Demokritos, bir yandan Elea mektebinin öte yandan, Milet mektebinin tesiri altında kalmışlardır. Demokritos ve Leukippos, pratik sonuçları bakımından günümüzde yeni bir çıtır ve yeni bir devir açmış olan çok önemli bir nazariyenin, yani, atom nazariyesinin ilk kurucularıdırlar.

Gerçi, bu filozoflardan önce, Empedokles ve Anaxagoras da, bütün varlıkların sonsuz bir şekilde küçük olan bir takım unsurlardan meydana geldiğini ileri sürmüşlerdi. Ancak, bu en küçük unsurları, bu gün anladığımız manada atom olarak açıklayan Leukipposla Demokritosolmuştur.

Atom nazariyesini ilk defa şuurlu bir şekilde ortaya koyan Demokritos, tipik bir bilgindir. Demokritos’a göre, atomların varlığı, logik yoldan temellendirilebilir. Çünkü gerçekte, sonsuz bir şekilde bölünmek mümkün değildir. Her cisim, artık daha fazla bölünemeyen en son unsurlarına ayrılır.

Elde edilen bu en son unsurların, yani, atomların daha fazla bölünemeyişleri, küçüklüklerinden dolayı değil, sertliklerinden dolayıdır. Atomlar, çok küçük olduklarından bölünmezler. Bunlar, ancak bazı özel durumlarda meselâ, Güneş tarafından aydınlatılmış olan havadaki toz atomlarının göründüğü gibi görülebilirler.

Demokritos’a göre, atomların üç sıfatı vardır; Sertlik, şekil ve büyüklük. Her atom, serttir ve bir karşı koyma gücüne sahiptir. Her atomun, bir şekli ve bir büyüklüğü vardır. Yuvarlak, çıkıntılı, oyuk, çeşitli şekilde atomlar vardır. Atomların büyüklükleri de çeşitlidir. Bazı özel durumlarda gözle görülebilecek büyüklükteki atomlardan, gözle görülemeyecek kadar küçük olanlara kadar değişik büyüklükte atomlar vardır.

Renk, yalnız gören bir göz için, ses, ancak işiten bir kulak için, sıcaklık ve soğukluk da yalnız dokunan bir el için mevcutturlar. Bütün bu olgular, duyu organlarına bağlıdırlar ve duyu organları olmadan düşünülemezler. Buna karşılık, sertlik, şekil ve hareket, atomların kendilerinde mevcuttur ve duyu organlaşma hiç bir şekilde bağlı değildir. Bu sonuncu sıfatlar, atomların kendileri gibi, öncesiz ve sonsuzdurlar.

Ne meydana gelmişlerdir ve ne de yok olacaktırlar. Demokritos, tabiata, mekanik bir zorunluğun hâkim olduğunu ileri sürer. Bu bakımdan Anaxagoras tarafından ortaya atılan teleolojik görüşü tam zıddım kabul eder. Ancak, Demokritos da Anaxagoras gibi âlemin oluşmasını, bu atomlardan, düzenli bir dünyanın nasıl meydana gelmiş olduğunu açıklamaya çalışır.

Şu halde dünya yüzündeki bütün varlıklar, aynı cinsten olan atomların bir araya gelmesinden meydana gelirler. Böylece, Demokritos’a göre, dünya yüzündeki bütün varlıkların ve bütün bu oluşmanın tek sebebi mekanizm ve zorunluluktur.

Demokritos, organik hayatı da aynı şekilde, atom nazariyesi ile açıklar. Canlıyı meydana getiren atomlar, küre şeklindedir ve son derece süratle hareket ederler. Bunlar, her şeye geçebilen çok hafif atomlardır. Ruhu da bunlar meydana getirmektedirler. Demokritos, felsefe tarihinde şimdiye kadar gördüğümüz filozoflar arasında en materyalist olanıdır.

Demokritos böylece, âlemin kendiliğinden ve mekanik bir zorunlulukla ortaya çıktığını ileri sürmekle, bu âlemi düzenleyen makul bir kuvvetin varlığı düşüncesini ortadan kaldırmakta, dolayısıyla «atheism» e varmaktadır.

Demokritos’a göre bütün bilgimiz duyularla elde edilir. Ancak, duyularla elde edilen bu bilginin daha sonra akılla da kontrol edilmesi gerekir. Duyular içinde, kendisine en çok güvenilebilecek olanı dokunma organıdır. Çünkü bu organ, bize, atomların gerçek tatları olan, şekil, büyüklük ve sertlik gibi esasları tanıtmaktadır. Buna karşılık, görme ve duyma organlarımız, sübjektif olan bir takım tatları tanıtmaktadırlar.

Bununla birlikte, Demokritos, görme ile ilgili olan algı üzerine, tesiri Orta Çağa kadar sürmüş olan bir nazariye ortaya atmıştır. Demokritos, cisimlerden bir takım hayallerin çıkarak göze geldiğine ve gözde bu şekilde görülen cismin bir hayalinin meydana gelmiş olduğuna inanır. Böyle olunca, Demokritos’un görme eylemine neden çok güvenmediği de kendiliğinden anlaşılır.

Dokunma organı ile cismin doğrudan doğruya kendisini tanırken, görme organ ı ile cismin yalnız hayalini tanırız. Demokritos’dan kalan bazı fragmentlerde, filozofun ahlâk görüşlerine de rastlamaktadır. Demokritos, ahlâk görüşünde esas itibariyle, iki düşünceyi savunur.

Demokritosun, ahlâk görüşündeki düşünceleri
  1. Aşırı isteklerin ve içgüdülerin akıl ile dizginlenmesi ve insanın kendini, bazı şeylerden yoksun etmeyi bilmesidir. İnsan, yoksunluğa katlanmayı bilmelidir.
  2. İnsan, bütünün çıkarını, her vakit, kendi çıkarından üstün tutmayı bilmelidir.

Kendilerinden söz ettiğimiz bu üç düşünün Empedokles, Anaxagoras ve Demokritos, dünyanın oluşmasında, aynı cinsten unsurlarının bir araya gelmesi ile aynı cinsten olan bütünlerin meydana geldiğini kabul ederler. Meselâ, su atomlarından, su nehir ve büyük denizler meydana gelmiştir.

Toprak atomlarından, toprak, dağlar, et atomlarının bir araya gelmesinden de et meydana gelir. Bu filozoflara göre, bir şeyin yok olması, o şeyi meydana getiren unsurların dağılması, bir şeyin meydana gelmesi ise unsurların yeni bir ölçüde birleşmesidir.

Bu üç düşünürden her biri, unsurların birleşmelerini ve ayrılmalarını meydana getiren esas hakkında ayrı ayrı görüşler ortaya atmışlardır. Bu esası, her biri kendi yolunda ve kendi açısında açıklamaya girişmiştir. Şimdiye kadar göz önünde tuttuğumuz bütün filozoflar, insanlıkla ve tarihle ilgili olan sorularla, ya hiç ilgilenmemişler yahut da bunlara sathi bir şekilde dokunmuşlardır.

Bunlar, esas itibariyle, tabiat bilgini ve tabiat filozoflarıdırlar. Ancak, M.O. V. yüz yıla geçilirse durum değişir. Bu yüzyılda ortaya çıkan bir düşünürler gurubu, ilgilerini insanlık dünyasına çevirmiş, insanın kendini ve insanlık yaratmalarını göz önünde tutmuştur. İnsanla ve İnsanlık topluluğu ile ilgili sorular soran bu düşünürlere Sofistler adı verilmiştir.

Kamuran Birand- İlk Çağ Tarihi

Hayatı ve Felsefesini Oku»
All Listing Types All Locations Zaman

Filozoflar